Yöntemler
insan çevresinin şartlamalarından dolayı var olan potansiyelinin ancak %10'unu kullanir.Bu durum okuma hızı için de geçerlidir.
Algılama ve düşünme hızımız saniyenin çok kısa sürelerinde gerçekleşirken, okuma hızımız yanlış okuma alışkanlıklarımız nedeniyle
çok düşüktür.
Dakikada kaç kelime okuduğunuzu biliyor musunuz?
Ya da şimdiye kadar hızınızı artırmayı hiç denediniz mi?
Yanlış Okuma Alışkanlıkları
- Okurken anlamadığımızda geri dönmek:Konsantrasyon eksikliğinden kaynaklanır.Geri dönmeyi kendinize kesinlikle yasaklayın.
- İçinizden okumak:Sesli okumanın bir türüdür."iç ses" dediğimiz bu yanlış okuma alışkanlığı hızı frenleyici bir etkendir.
- Her bir kelimeyi okumak.
- Gözünüzün bir satırda 7-8 durak yapması.Göz tek bir noktaya baksa bile 3-4 kelime görebilecek bir "görme bandı"
kapasitesine sahiptir.
- Dudakları kıpırdatarak okumak.
Hızlı okuma alışkanlığı kazanabilmek için "görme bandı" kapasitenizi genişletecek göz eğitimi yapmalısınız.
Olumlu düşünün
Beynimizden günde ortalama 60.000 düşünce geçer. Bunların çoğu olumsuz düşüncelerdir ve önceki gün düşündüklerimizle aynıdır.
Beyninizin doğru sorulara yönelmesini sağlayın.
- Yanlış Neden bu kadar şişmanım?
- Doğru Sağlıklı bir vücuda nasıl sahip olabilirim?
- Yanlış Neden başarılı olamıyorum?
- Doğru Daha iyi sonuçlar almak için ne yapmalıyım?
- Yanlış Çalışmaktan nefret ediyorum
- Doğru Her şeyin bir bedeli var, hedefime her gün biraz daha yaklaşıyorum
- Yanlış Babam bana neden kızıyor?
- Doğru Babamla ilişkilerimi nasıl daha iyi hale getirebilirim?
- Yanlış Böyle giderse sınavdan asla iyi sonuç alamam
- Doğru Ben bu sınavı kazanabilirim...Başarabilirim...
Öğrenmenin Tadına Varın
Öğrenmenin sizin için gerçekten kolay olduğu bir zamanı hatırlayın.Büyük bir zevkle, heyecanla, coşkuyla öğrendiğiniz şeyler nelerdir?Bisiklete binmek mi,
satranç mı, kravat bağlamak mı, dantel örmek mi?
O an aklınızdan geçen neydi?
Neler hissediyordunuz?
Yani kendinize ne diyordunuz?
Öğrenmeyle ilgili belirgin tat ve kokular var mıydı?
Kolay ve eğlenceli öğrenmek için bağlantı kurduğunuz şeyin ne olduğunu biliyorsanız, öğrenmek istediğiniz herhangi bir konu ya da derste onu uygulamaya koyabilirsiniz.
Teşekkür veya takdir belgesi aldığınızda neler hissetmiştiniz?
Sizi nasıl kutlamışlardı?
Üniversiteyi kazandığınızda neler hissedeceksiniz?
Kendinizi üniversitenin bahçesinde, sınıflarında, koridorlarında dolaşan bir "üniversiteli" olarak düşünün...
İsterseniz başarırsınız! KENDİNİZE GÜVENİN... Başarılı olanların senden farkı ne?
Vücudunuzu ve beyninizi dinlendirin...
Öğrenmede başarı için duygusal durumunuz ve duruşunuz doğru olmalıdır.
Başarılı sonuçlar alan birilerini gördüğünüzü hatırlıyor musunuz?Duruşları nasıldı?
Düzgün duran bir bel kemiği, vücudunuzdaki ak kanın akışını, beyninize ulaşımını kolaylaştırır.Fizyoterapistler, oturmanın en kötü duruş şekli ve aynı
pozisyonda 40 dakikadan fazla kalmamamız gerektiğini söyler.
Aralarda ayağa kalkmalı;mümkünse basit egzersizler yapmalı; mümkünse basit egzersizler yapmalı ve sırtımızın duruşunu değiştirmeliyiz.
Uzun bir yolculuktan sonra;arabadan indiğinizde, nasıl rahatladığınızı bir düşünün.
Neleri unutmayız
- Okuduklarımızın %10'unu
- Duyduklarımızın %20'sini
- Gördüklerimizin %30'unu
- Hem görüp hem duyduklarımızın %50'sini
- Söylediklerimizin %80'ini
- Davranışlarımızla birlikte söylediklerimizin %90'ını hatırlarız.
Ah şu sınav stresi de olmasa...
Ya bildiklerimi sınav anında unutursam, karıştırırsam ya sorular bilmediğim yerden gelirse, ya zaman yetmezse gibi endişeler "sınavı kazanmazsam mahvolurum"
düşüncesini pompalar.
Oysa bu tür endişelerin sınavda soru çözmeye hiç olumlu katkısı yoktur.Sınava girdiniz.Bu sınavın nasıl bir yarış olduğunu bilmenin getirdiği baskıyı üzerinizde
hissediyorsunuz.
Beyninizdeki uğultu dışında hiçbir şeyi hatırlamadığınızı fark edersiniz.
Ama merak etmeyin bu geçici bir durumdur.Aslında başarılı olmak için belli bir düzeyde kaygıya ihtiyaç vardır.
Kaygı denilen olgu bir anlamda vücudun savunma mekanizmasıdır.
Kaygı sizin sınava yüklediğiniz anlamla ilgilidir.
Yorulduğunuzda, Canınız Sıkıldığında
Derin bir nefes alın...
Beynimiz oksijen ihtiyacını karşılayabiliyorsa daha net düşünebilir ve daha verimli çalışabiliriz.
Beyin, vücut ağırlığımızın %2'sini oluşturduğu halde soluduğumuz oksijenin %20'sini kullanır.
Her gün, vücudumuzdaki 5 trilyon kadar hücreyi sağlıklı tutabilmek için 11.300 litre oksijen alırız.
Derin derin nefes almak (diyaframdan solumak), kanı vücuda yayan tulumba işlemi görür.
Sağlıklı beyin hücreleri için onlara yeterli oksijeni sağlamak gerekir.
Bir atletin atlayış öncesinde, basketbolcunun serbest atış öncesinde, haltercinin halteri kaldırmadan önce nasıl derin nefesler aldığını hatırlayın.
Yorgunluk ve kaygıyı azaltmak için siz de burundan ağır, sessiz ve derin nefes alın; aldığınızın iki katı sürede yavaş yavaş verin.
Bunu günde en az 3 kez uygulayıp, sınava kadar alışkanlık haline getirin.
nasılım AMA!
- Başkası bir işi uzun sürede yapıyorsa yavaştır.
- Ben uzun sürede yapıyorsam titizimdir.
- Başkası bir işi yapmıyorsa tembeldir.
- Ben yapmıyorsam meşgulümdür.
- Başkası birşeyi söylenmeden yapıyorsa sınırlarını aşmıştır.
- Ben yapıyorsam bu inisiyatif kullanmaktır.
- Başkası bir görgü kuralını çiğniyorsa kabadır.
- Ben çiğniyorsam kendine özgü birisiyim.
- Başkası amirini memnun ediyorsa yalakadır.
- Ben ediyorsam bu ortak çalışmadır.
- Başkası öne geçerse bu kuralları ihlal etmektir.
- Ben başarırsam bu sıkı çalışmanın ödülüdür.
İrlandalı, otomobil kullanırken papazın kullandığı arabaya çarpmış.Hafif yaralı papaza hemen yardım etmiş ve elindeki viski şişesini uzatarak:
-"İyi gelir bir yudum için" demiş, kendine gelen papaz:
-"Bana iyi geldi biraz da sen iç" deyince
-"Birazdan trafik polisi gelecek, kontrolleri yapıp gitsin, ben daha sonra içerim" demiş...
| Bir şey tercih ise |
Bir şey inanç ise |
| Yapmak zoruda olduğunuz için yaparsınız. |
İstediğiniz için yaparsınız. |
| İstediğiniz zaman yaparsınız. |
İsteseniz de istemeseniz de yaparsınız. |
| Yalnızca bir seçenek olarak görürsünüz. |
Zorunluluk olarak görürsünüz. |
| Zorlanınca değiştirirsiniz. |
Asla değiştirmezsiniz. |
| Açık bir tanım veremezsiniz. |
Ulaşılabilir ve değerli bir hale getirirsiniz. |
| Ulaşamayabilirsiniz. |
Kesinlikle ulaşırsınız. |
Saygınlığı, içinde yaşadığın ortam belirler...
KARAKTERİ İNANDIĞIN DOĞRULAR
Saygınlık sandığın şeydir,
KARAKTER OLDUĞUN ŞEY
Saygınlik fotoğraftır;
KARAKTER İSE YÜZ...
Saygınlık dışarıdan gelir;
KARAKTER İÇERİDEN...
Saygınlık yeni bir topluluğa girdiğinde sahip olduğundur.
KARAKTER GİDERKEN ELİNDE OLAN
Saygınlık zengin veya fakir yapar;
KARAKTER İSE MUTLU VEYA MUTSUZ...
Saygınlık insanların mezar taşına kazıdıklarıdır;
KARAKTER, MELEKLERİN TANRI HUZURUNDA SENİN İÇİN SÖYLEDİKLERİ
Saygınlık insan hayatı için her şeydir.
KARAKTER İSE SAYGINLIĞI YAKALAMANIN KOŞULU.
Hintliler karanlık bir ahıra bir fil getirip halka göstermek istediler.Hayvanı görmek için o kapkaranlık yere bir hayli adam toplandı.Fakat ahır
o kadar karalıktı ki gözle görmenin imkanı yoktu.O, göz gözü görmeyecek kadar karanlık yerde file ellerini sürmeye başladılar.
Birisi elini hortumuna geçirdi.
-"Fil bir oluğa benzer" dedi.
Başka birinin eline kulağı geçti,
-"Fil yelpazeye benziyor" dedi.
Bir başkası da sırtını ellemişti,
-"Fil bir taht gibidir" dedi.
Herkes neresini elledi, nasıl sandıysa, fili ona göre anlatmaya başladı.Onların sözleri, algılamaları yüzünden birbirine aykırı oldu.
Birisi dal dedi, diğeri elif.
Herkesin elinde bir mum olsaydı sözlerindeki aykırılık kalmazdı.
Mesnevi'den